
Betül Nurata, İstanbul doğumludur ve Üsküdar'da yaşamaktadır. Hikâyelerinde gündelik hayatın görünmeyen katmanlarını, insanın iç dünyasını ve hakikat arayışını yalın ve derinlikli bir dille işler.
Hikâye ve yazıları İtibar, Post Öykü, Muhit, Muhayyel, Sabit Fikir, Cins ve Nihayet başta olmak üzere çeşitli kültür ve edebiyat dergilerinde yayımlanmıştır.
İlk kitabı Yüzümü Tanı, Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü'ne layık görülmüş; Her Şey Çok Güzel Başlamıştı adlı hikâye kitabı Muhit Kitap tarafından, Ekim 2026'da üçüncü kitabı Aşk Olsun! Ketebe yayınlarından çıkmıştır. Çocuklar için de Paşa, Durmasam Olmaz mı? adlı bir kitabı bulunmaktadır. Yalnız Minare dizisinin de senaristlerinden olan yazar, halen senaryo ve hikâye çalışmalarını sürdürmektedir.
Nurata ayrıca, yazma serüveninin yanında hikâye okuma ve yazarlık atölyeleri düzenlemektedir.

Betül Nurata, Aşk Olsun!'daki öykülerinde günlük hayatın absürt anlarına ve şehrin insanı boğan koşturmacasına temas ederken, insan ilişkilerini de bazen mizaha yaklaşan bir dille görünüre taşıyor.
Ayetel Kürsi'yle mucizeler yarattığını iddia eden manikürcü kadından Paris Kuaför'de felsefe yapan heybetli ustaya, her şeyi "yedinin hikmeti"ne bağlayan sözde sanat organizasyonlarından rutubetli odalarda ya da bir çınar ağacının gölgesindeki havuz başında şifa arayan dertlilere… Hüznün mizahla, trajedinin neşeyle iç içe geçtiği bu öyküler, insan hayatının çelişkilerini ve gerçekliğini incelikli biçimde anlatıyor.
İnsanın insanla iyileştiği, yaraların sevgiyle sarıldığı ve hayatın tüm "yanlış kurgularına" rağmen neşeyle Aşk Olsun! denilebilen bu kurmaca dünyaya davetlisiniz.
"Hikâye yazmak, hayata "son" vermek arzusuna yaslanır. "Buraya kadar!" demeyi sever hikâyeciler; zamanı kısa keserler... Betül Nurata hikâyelerini niye seviyorum? Çünkü çok farklı bir şey yapıyor: Başlatıyor sadece... Bir tür güzel doğum... Can vermek... Sonrası okurun şefkatiyle büyüyüp serpilen bir hayat!" Haşmet Babaoğlu
"Betül Nurata, öykülerinde hayatın olağan akışına olağan dışı bir merakla bakıyor. Kapalı mekânları bizim için açıyor, küçük insanları büyütüyor. Bu öykülerde dikkatimi çeken, insanın kederine eşlik eden ironi. Bir de şu var: Cebinde sakladığı boks eldivenlerini görmüyorsunuz ama hissediyorsunuz." Ahmet Murat
"Betül Nurata öykülerinin okurla bağ kurmasındaki dolaysızlığı çok seviyorum. Betül'ün her öyküsünde beni çeken yan biraz da o. Okurunu hiç yalnız bırakmıyor. Ben bu öykülerdeki karakterleri bir yerden tanıyorum hissi yaşıyorum metni okurken. Bu ancak çok özgün yazarlara nasip olan bir özellik." Mustafa Akar
Birçok önemli çağdaş öykücü için kullanılan bir ifade vardır : ''Küçük insanın hikâyesini yazdı.'' Betül Nurata'nın öykülerinde de, ''küçük kadın''ın hikâyelerine rastlarız. Bazen bir misafirlikte, bazen bir kafede, yalnız ya da insanların arasında, o alelade gündelik hayatı içinde devinen insan onun başlıca konusu ve malzemesi gibidir . Nurata, bu sıradan hayatları dikine dilimler, dışarıdan sezilemeyen kederleri, sevinçleri, gülünçlükleri sergiler . Durağan bir hayatın akmayan ritminin içinden, ritmi tıkayan şeyi bulur çıkartır. Ya da atmayan bir ilişkideki tıkanık damarı gösterir. Gerçekçi, humor sever ve gözlemcidir .
Türkçesiyle, gözlem yeteneğiyle, insani öze olan ilgisiyle dikkat çeken bu genç öykücüyü heyecanla takdim ediyoruz .
Kitap okumayı seviyorum ama bisiklet de sürmek istiyorum. Ayrıca top oynamaktan kim usanmış. Sanki biraz durmalıyım, durabilecek miyim?
Yapmak istediğim o kadar çok şey var ki. Siz hiç yunusların peşine takıldınız mı mesela? Onlar harikadır! Peki, elinize kamera alıp film çektiniz mi hiç? Gerçek bir kamerayla hem de! Heey durun. Alkışlar için sabır. Film çekerken tabii ki de çuvalladım. Ama acayip bir maceraydı.Ayrıca bu yaşta ticarete atıldım. Para kazanmak hiç de kolay değil. Simit satarken kiminle karşılaştım, bu işten neler öğrendim, hepsi burada.
"Paşa, hiç durmak bilmiyor. Bir bakmışsın uçuyor bir bakmışsın yerde! Akıllı, meraklı, duygulu bir çocuk." Benim için öyle diyorlar. O değil de, bütün bu işlere neden bulaştım hiç bilmiyorum gerçekten. Peki, nasıl oldu? İşte bunları ilk defa size anlatacağım. Hadi, tanışalım artık.
İnsan ancak etrafından ümidi kestiğinde, evet ancak böyle olduğunda göğe bakmayı aklediyor. Çoğu zaman böyle. Sormaya ve konuşmaya başlıyor. Yıldızların ayın gökyüzünün ötesini görmeye çalışıyor, oradan bir ses gelsin diye yana yakıla bekliyor. Aslında ses hep geliyor. O sesi duyacak kalp nerede? Ne zaman ki ben yenildim, ne zamanki ben yenildim diyor evet, ihtiyaç duyduğu kapılar da aralanmaya, eli kalbi çevresi aydınlanmaya başlıyor. Yavaş yavaş yeşermeye çiçeklenmeye neşelenmeye başlıyor. Bu anlar çok özel. Sadece yaratıcısının kuluna baktığı an. Ne güzel bir an. Başkalarının değil sadece yaratıcısının onu gördüğü an, paha biçilmez...
Yazılar, yorumlar, değerlendirmeler...
© 2026 Betül Nurata










